Kıbrıs Haberleri, KKTC Haberleri Gazetem Kıbrıs'tan okunur

Yakın zamanda Gönderilenler

DÜĞMEYE KİM BASTI, ADALETİ KİM ÖLDÜRDÜ?- Şener Levent

- Reklam -


Evet…
Adalet öldü diyorsun sevgili dostum…
Ne zaman öldü?
Şimdi mi öldü?
Yoksa daha önce mi?
Daha önce öldüyse öleli ne kadar oluyor?
Hiç yaşamamış olabilir mi?
Hiç yaşamadıysa, ölmüş de olamaz değil mi?
Düğmeye basıldı diyorsun…
Hangi düğmeye?
Kim bastı?
Neden bastı?
Basan Tayyip Erdoğan mı?
Tayyip Erdoğan’dan başkası basmış olabilir mi?
Başkası olamazsa, demek Tayyip Erdoğan bastı değil mi?
***
Ah sevgili dostum ah…
Adalet, düğme vesaire dediğin nedir ki…
Ben bilmez miyim?
Bilirim bilmesine de ne işe yarar…
Bu alemde ne kadar çok bilirsen o kadar bedbaht olursun…
Bu karar elbette adil değil…
Hem de hiç değil…
İki yıl hapislik…
Darp ve iki yıl!
Hukuk tarihimizde şimdiye dek hiçbir darpçıya böyle bir ceza verilmedi…
Bu bir ilk…
Düğmeye basıldığı için mi?
Bilirim boşa yazarım bunları…
Suya yazarım…
Bak, dinlenen telefonumun karakolda bana dinletildiğini çok yazdım mesela…
Ama yine de sevgili gazeteci dostlarım sorar durur hala:
-Telefonlarımız dinlenir mi?
Bozdur bozdur ye!
Bilmek istemezlerse kafalarına mı vurayım?
Her neyse…
Boşver…
Belki de yalnız Şener Levent’in telefonları dinlenir, ama bu herkes dinlenir anlamına gelmez diye düşünürler…
Malum ya, ben bu toplumdan değilim…
Yenicami Sokağı’nda doğup büyümüş olmam da bir anlam ifade etmez…
Ne diyorduk?
Bu karar karar değil.
Bir kıyas yapalım…
Öldürmek için taşlarla bize saldıranlar Ağır Ceza’da değil, alt mahkemede yargılandı…
Neden?
Linç ederek öldürmeye teşebbüs ağır bir suç değil mi?
İşe elçilik karıştı…
Savcılık kafa salladı…
Ağır Cezaya gitmedi…
E, bu vahşi saldırganlık bile Ağır Ceza Mahkemesine gitmezken, nasıl oldu da bir darp suçu Ağır Cezaya gitti?
Bir tartışma…
Bir kavga…
Ağır Ceza…
Ve iki yıl hapislik…
Olmadı muhterem yargıç heyeti…
Olmadı…
Olamaz…
Emsal yok defterlerinizde…
Sen en azılı saldırganlara birkaç ay, taammüden olmayan bir darp olayına ise iki yıl hapislik veremezsin…
Verirsen, kimsenin bu adalete güveni kalmaz!
***
Ama bak sevgili dostum…
“Keşke Afrika’ya yapılanlar karşısında susmasaydık… Sustuk ve sıra bize geldi” diyorsun…
En nihayet…
En nihayet bu cümleyi de okumak nasip oldu…
Evet sustunuz…
Sekiz yıllık Kıdemli Yargıç Tacan Reynar istifa etti, sustunuz…
Yakalanan altı saldırgan “iyi halden” hepimizin şaşkın bakışları arasında şartlı tahliye ile serbest bırakıldı…
Sustunuz…
Elçilik mensupları bu azılı saldırganları cezaevinde müdürün makamında ziyaret etti…
Sustunuz…
Meclis damına çıkarak fetih bayrağı açanlar 4 bin lira para cezası ile vartayı atlattı…
Sustunuz…
Dokuz saldırgan yakalanmadı…
Sustunuz…
22 Ocak’ta görevini dürüstçe yapan ve komutanın “müdahale etmeyeceksiniz” talimatını çiğneyerek hayatımızı kurtaran Adli Şube Amiri Ali Savaş Altan, bundan dolayı cezalandırıldı, açığa alındı ve kendisine atılan iftiralarla mahkemeye verildi…
Sustunuz…
Tüm bunlardan sonra şimdi söyle bana…
Adalet ne zaman öldü?
Düğmeye ne zaman basıldı?
Yoksa o Şener Levent’tir, düğmeye basılırsa yalnız onun için basılır, bizi bağlamaz, biz emniyetteyiz diye mi düşündünüz?
***
Bulut Akacan’la aynı yolun yolcusu değiliz…
Tayyip Erdoğan bize saldırı çağrısı yaparken, o Tayyip’in dostuydu…
Çocuğunu İstanbul’daki hastanede kucağına alıp sevmek inceliğini bile göstererek dostluğunu ispat etti…
Ama şimdi bak düğmeye basıldı…
Ben aynı yolun yolcusu olup olmadığımıza bakmam…
Doğruya eğriye bakarım…
Adalete bakarım…
Ve aynı yolun yolcusu değiliz diye adaletsizliğe uğrayan kişiye bir de ben vurmam…
Toplumumuzda canı çok yananlar arasında bunu yapanlar var ne yazık…
Onları da anlarım…
Ama onlar bu davranışları ile kendilerine karşı yapılabilecek olan bir haksızlığı şimdiden onaylamış oluyorlar…
***
Ve son birkaç söz daha sevgili dostum…
Düğmeye basıldı diyorsun ya, keşke kimin bastığını da söyleseydin…
Sen de, ben de bu düğmeye Tayyip Erdoğan’dan başka birinin basamayacağını biliyoruz…
Ama o senin kahramanın…
Toz kondurmadın ona şimdiye kadar…
Seninle çok kavga ettik bu konuda…
Hatta yollarımız bu yüzden ayrıldı…
Şimdi ne oldu?
Son kalemiz mahkeme de elimizden gitti diye feryat ediyorsun.
Kim zaptetti son kalemizi?
Senin canla başla savunduğun Tayyip Erdoğan mı?
Bunca yıl sonra sen de mi anladın nihayet bunu?
Ne zaman anladın?
Bulut kardeşimiz haksız biçimde içeri tıkılınca mı?!
Tayyip başkalarına kötülük yaparken iyiydi de şimdi mi kötü oldu?
Türkiye hapisaneleri Bulut Akacan’dan beş beter adaletsizliğe uğrayan masumlarla dolu!
***
Bir daha söyleyim…
Kimse kurtaramayacak kendini Tayyip Erdoğan’ın şerrinden…
İstediğiniz kadar önünde eğilin, diz çökün…
Para isterse para verin…
İstediği parayı kusun…
Yine kurtulamazsınız…
Günde beş vakit namaz kılsanız ve yüz kere mehter okusanız da yine kurtulamazsınız…
Ya yalakalığınızın kurbanı olun..
Ya da adam gibi dik durun!

Bu yazı Şener LEVENT / Afrika 14 Kasım 2019 tarihinde yayımlanmıştır

- Advertisement -

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.